Yapay Sinir Ağları: Giriş

Fatih Altaylı’nın hazırlayıp sunduğu Teke Tek Bilim programına katılan Prof. Dr. Türker Kılıç’ın ağzından “Her şey bilgi işleyebilir.” İfadesini duydum. Bunu sindirmesi bir yana duymak bile beni büyülemişti. Özellikle yine o dönemde monte-carlo simülasyonları ile yakından ilgileniyordum. Bu süreçte spin sistemlerinin düzen ve etkileşim bakımından yapay sinir ağlarına benzerliği üzerine düşünüyor, diğer araştırmacıların ne düşündüklerine kulak veriyordum. Sürekli düşünüyordum. Bu düşünce fırtınası beni bazen kuantum mekaniğinin derin sularına bazen yapay sinir ağlarına, olasılığa sürükleyip duruyordu. Hayat ilerlerken aynı soru döngüsü içinde can vermek üzere sürükleniyordum. Daha fazla dayanamayarak elimdeki mevcut projeleri arkaya atıp mevcut sorulara odaklanmak istedim. Her şekilde bu soruların cevabı sadece beni ilgilendiriyordu. Daha sonra aklıma düşünmenin ve özgürlüğün gittikçe daha çok yok olduğu geldi. Özellikle ülkemde, artık bu sorular akademisyenlerimin bile ilgisini çekmiyordu. Bir ekip toplamaya bile çalıştım. Ancak iletişim halinde olduğum arkadaşlarım haklı olarak yaşamaya çalışıyorlardı. Bana bakarken hayaller ile yaşayan birine bakıp acıdıklarını görür gibiydim. Sonuç olarak, tek başıma ne kadar ileri gidebilirdim ki? Neyse ki, size tüm arkadaşlarınızdan daha fazla yardım sağlayacak bir teknoloji var, diye düşündüm. En azından o, ailevi problemleri sebebi ile bir anda yok olmaz veya trafikte vurulmazdı. Yani eğer bana bir zeval gelmez ise proje sağlıklı bir biçimde ilerleyecekti. Yapay zekâ, onu çözümlemek yolundaki mücadelemde bir arkadaşım olacaktı. Daha sonra bu çalışma belki onu da değiştirecekti.

Neden mevzumuz biraz da tanrı ve felsefeye dayanıyor ondan bahsedeyim. Adem’in elma hikâyesi sana ne kadar mantıklı geliyor? Bu hikâye ona nasıl baktığınıza göre değişir. Mesela bunu size 2 versiyon ile anlatayım. Tanrı Âdem ve Havva’ya cennetin en güzel bahçelerinden birini vermişti. Ancak Âdem ve Havva’ya bir şart koymuştu. “Ey Âdem, sana sunduğumuz şu nimetlere bir bak! Şüphesiz nimetler de senin gibi mükemmel ve bolcadır. Unutma ki ben senin bilmediklerini bilirim. Unutma ki senin etmediklerine yeterim. Ey nurun balçıktan parlamış hâli tüm cenneti sana veriyorum. Ancak gördüğün elma ağacına dokunma! Onda sana azap vardır. Unutma ben senin bilmediklerini bilir, yetmediklerine yeterim.” Ağaç tümüyle yeni bir cazibeye kavuşmuş, yapraklarını cennetin yaz akşamı rüzgârları üzerinde savuruyordu. Derken çiçekler batan güneşin nuruna, son kez yüzlerini dönerken nurun gölgesinin henüz düştüğü bir köşeden ışıl ışıl bir karanlık belirmişti. Azabın meleği şeytan onlara doğru yürüdü. Kötülükten habersiz yaşayan Âdem ve Havva’yı kendi karanlığına çekti. Âdem elmayı ısırdığında çoktan dünyaya sürgün sürecine imza atmıştı. Şeytanın nefreti amansız kibrinden geliyordu. Tanrı onu yok etmek üzereyken şeytan son sözlerini söylemek üzere konuştu: “Yüce yaradan, tüm bu yaptıklarımın sebebi senin en sevdiğin olmak istememdendir. İzin ver beşerin seni hak etmediğini ispat edeyim. Unutmayın tanrı affedicidir.” Şeytanın meydan okuması kabul edildi ve nesiller boyu sürecek elem dolu sınav başladı. Bu hikayeyi hepimiz biliriz ben biraz daha dramatik hale getirdim. Şimdi de ikinci hikayeye geçelim.

Bizimkinden çok uzak bir galakside mütevazı görünen ama nimetlerle donatılmış bir gezegendeki Girift adlı ülkede yaşlı Abis köhne evinin bahçesinde günlük işlerini yapıyordu. Bir an için doğrulup Nolan köyünün güzel manzarası eşliğinde temiz havayı ciğerlerine doldurdu. Derken Abisi küçük kızı bahçe kapısında kucağında çocuğu ile belirdi. Ancak kapıyı kızı içi aralayınca Suna’nın çok yorgun ve üzgün olduğunu gördü. Abis onları içeri aldı ve onlar için bir kurban kesip güzel bir yahni yaptı. Suna uzak bir köyden gelmiş ve aşırı yorgundu. Abis ısrar etmeden uyumasına izin verdi. Küçük Gabi ve Abis günün kalan kısmı için bahçeye gittiler. Gabi üzülerek dedesine olanları anlattı. Gabi’nin babası Ramis, Girift devletinin yönetimine karşı ayaklanan siyasi hareketlerde yer alıyordu. İmparator; bu tekin olmayan ortama düzen getirmek istediğini ifade ederek bu asitlerin bulunduğu köyleri, büyük ordusu ile bir gecede dümdüz etmişti. Ramis de arkadaşları gibi zalim imparator tarafından yok edilmiştir. Abis, olaylardan habersiz bahçesi ile ilgilenirken Suna uzun bir süre kendi başına hayatta kalmaya çalışmıştı. Daha fazla dayanamayarak babasının yanına geldi. Abis, bunları duyunca zaten Ramis’e olacakları biliyormuş gibi sessizce işini yapmaya devam etti. Tatlı Gabi’nin ağlamaya başladığını görünce onu kucaklayıp yanına oturttu ve şunları anlattı: “Güzel evladım Gabi, şu soğanı görüyor musun? Bu çirkin toprağın içinde katman katman, bembeyaz, açılmamış bir gül gibi. Tanrı bizi de böyle yaratmıştır. Katman katmandır insan ve tanrıyı merkezinde taşır. Merkezi ise aklıdır. Tanrı insanı yaratırken içerisine tarifler koydu. Bu tariflerin bazılarını insan değiştiremez. Tıpkı bu soğan gibi. Bu tarifler merkezdedir. Tanrı bir sonraki katmanı ise aileye bırakmıştır. Anne ve baba bu katmanı şekillendirir. Bu tarifleri değiştirmek ne zordur. Bir sonraki katman ise ilk iki katmanı miras alan üçüncü katmandır ki bu tarifleri değiştirmek sana kalmış. Buradaki tariflerin, önceki katmanları çok az etkiler ancak o katmanlardan çokça etkilenir. Evladım Gabi, baban iyi bir adamdı. Ancak bu katmanları bir türlü kabullenemedi. Bunca soğan içinde kendisini yabani bir ot eyledi.”

Size anlattığım bu iki hikâyeden biri bir tanrıya hakaret iken, ikincisi acı olmasına rağmen bir övgüdür. Son hikâyeyi amaca yönelik olması açısından Âdem’e uyarlarsanız ve kavrayış açısından, yine benzetmek adına, yapay zekâ ile harmanlarsanız Âdem’in aklının bazı tarifler ile tasarlandığını söyleyebilirsiniz. Fıtrat dediğimizi “tanrı promptu” yani insanın merkezi, kişinin yetiştirilme sürecinde edindiği ahlak gibi tariflerin verildiği kısma ise “sistem promptu” diyebiliriz. Üçüncü ve son katman ise kişinin hayatı boyunca bağımsız geliştiriciliğini üstlendiği ve kendi promptları ile şekillendirdiği katmandır.

Yani Âdem ve Ramis’in elma meselesi onların ilk sınavıdır. Âdem de Ramis de bu sınavı başarı ile geçmiştir.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir